Kuran-i Kerim Öğreniyorum

2008-11-09 11:46:00

  Kuran-ı Kerim Öğrenelim Kuran-ı Kerim Elifbasında 28 harf vardır! Kuran-ı Kerim alfabesinin birbirinden güzel 28 harfi var. Bu harfler, Elif harfiyle başlar, Ye harfiyle biter. Bu harflerinTürkçede kullandığımız harflerden farklı bir özelliği vardır. Buharfler sağdan sola doğru yazılır ve yine sağdan sola doğru okunurlar. Lâmelif: Lâm ile Elifin birleşmesidir Lâmelif, Lâm ve Elif harfinin yanyana gelmesiyle oluşur. Bu da bizlereyazarken ve okurken kolaylıklar sağlar. Onun için Lamelif harfini deKuran harflerinden biri sayarız.   Kuran harflerinin okunuşlarını öğrenelim! Bütün dünya dilleri içinde, okunmasıen kolay kitap hiç şüphesiz Kurandır. Kuranın kendine has bir dilive alfabesi vardır. Biz buna Kuran Alfabesi diyoruz. Kuran harflerini öğrenmek ve yazmak çok kolaydır. Zor olan bu harflerin telaffuzu, ağızdan çıkış şeklidir. Kuran harflerini öğrenmek veKuranı okuyabilmek için bu harflerin Türkçe alfabesindekikarşılıklarını ve okunuş şekillerini de bilmemiz gerekmektedir. Çünkü;Kuran harflerinden bazılarının okunuş şekilleri ve sesleri,Türkçedekinden farklıdır. Hatta bu harfler içinde, Türkçede sesibulunmayanlar ve Türkçe alfabede olmayan harfler de vardır. Onun için biz Kuran harflerini,mümkün olduğu kadar, ağzımızdan çıkışlarına (mahrece) göre işaretederek açıklamaya çalışacağız. İşte tek tek Kuran harflerininokunuşları:   Yazılışlar ve harflerin bitişmesi   Harekeler... Kuran harfleri içinde sesli harf yoktur. Onun için bu harflerin okunuşunu ancak harekeler ve bazı özel işaretler sağlar. Şimdi biz elifbamızın bu sayfasındansonraki sayfalarda harekelerden başlayarak konuları Cezim, Şedde,Tenvîn, Med harfleri, Belirlilik Takısı, Mu... Devamı

isLami ResimLEr

2008-11-09 11:43:00

... Devamı

Namaz VakitLeri

2008-07-31 13:39:00

Devamı

40 HADİS

2008-07-31 12:47:00

40 HADİS1 اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ (Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi2 اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِİslâm, güzel ahlâktır. 3 مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُİnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.4 يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا ... Devamı

KAZA NAMAZI

2008-07-31 11:29:00

NAFİLE NAMAZLARRasûlullâh -sallallâhu aleyhi ve selem-'in hayâtı Allâh'a ibâdetin ve en güzel kulluğun binbir nev'iyle lebâleb doludur. Günün hemen her ânına tekâbül eden bir nâfile namazı mevcuttur. Nâfile ibadetler kulu Allah'a daha çok yaklaştırır ve cennetteki mertebesini de yükseltir. Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve selem-: "Müslüman bir kimse, farzların dışında nâfile olarak her gün Allah rızası için on iki rek`at namaz kılarsa, Allah Teâlâ ona cennette bir köşk yapar" (Müslim, Müsâfirîn 103. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tatavvu 1) buyurmuştur. Nâfile namazların, kıyâmet gününün dehşetli ânında hesâb verirken zor durumda kalan sâhibinin imdâdına yetişeceğini de yine Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve selem- haber vermiştir: "Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa, işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa, kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir şey noksan çıkarsa, Azîz ve Celîl olan Rabb'i: - Kulumun nâfile namazları var mı, bakınız? der. Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir." (Tirmizî, Salât, 188) Farz namazları cemaatle kılmaya âzamî derecede gayret eden Efendimiz -sallallahu aleyhi ve selem- nâfile namazlarını daha çok evinde kılmayı tercih eder ve şöyle buyururdu: "Ey İnsanlar! Evinizde namaz kılınız. Zira farz namaz dışındaki namazların en makbûlü, insanın evinde kıldığı namazdır." (Buhârî, Ezân 81; Müslim, Müsâfirîn 213) Farz namaz, her müslümanın yerine getirmesi zarûrî bir ... Devamı

TERAVİH NAMAZI

2008-07-31 11:28:00

TERAVİH NAMAZI Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Allah teala ramazan ayında orucu farz kıldı." buyurmuştur. Hz. Aişe (r.a.) der ki Rasulullah (s.a.v.) mescide geceleyin namaz kıldı. Ertesi gün sabah olunca Müslümanlar bunu bir birlerine anlattılar. İkinci gece Müslümanlar önceki gecekinden ziyade mescidde toplandılar. Rasulullah (s.a.v.) mescide çıkıp onlara teravih namazı kıldırdı. Sabahleyin bunu cemaate anlattılar. Üçüncü gece cemaat daha da çoğaldı. Rasulullah (s.a.v.) onlara çıkıp teravih namazı kıldırdı. Dördüncü gece mescit cemaati alamayacak bir hale gelmişti. Rasulullah (s.a.v.) teravih namazı kıldırmak için cemaatin yanına çıkmadı. Cemaatten bazıları namaz için toplandıklarını Rasulullah'a hatırlatmak istedilerse de Rasulullah (s.a.v.) sabah namazına kadar onların yanına çıkmadı. Sabah namazını kıldıktan sonra cemaate döndü, şahadet getirdi ve "Malumunuz olsun ki sizin, cemaatle teravih kılmak hususunda yaptığınızı gördüm. Beni, sizin yanınıza çıkmaktan alıkoyan ancak bu namazın size farz kılınacağı sizin de, onun edasında acze düşeceğiniz, günaha gireceğiniz hakkındaki korkumdur." Dedi. Hz. Ömer (r.a.) devrine kadar. Teravih namazı, evlerde ve mescitlerde kılınırdı. Bir gün Hz. Ömer (r.a.) mescide çıkmıştı. Müslümanlar orada kendi başlarına ve dağınık bir halde teravih namazı kılmakta idiler. Kimi yalnız başına kılıyor kimi de birkaç kişiye kıldırıyordu. Hz. Ömer (r.a.) onları bu halde görünce "Ben bunları bir kari'in imamın başına toplasam daha iyi olur" dedi. Ertesi gece cemaati Übey b. Ka'b (r.a.)'ın arkasın topladı. Hz. Ömer (r.a.) bir başka gece mescide çıkıp halkın Übey b. Ka'b'la (r.a.) ile birlikte teravih namazı kıldıklarını görünce "Ne güzel oldu! buyurdu. Hz. Ali (r.a.) hilafeti devrinde camilerin kandillerle... Devamı

CENAZE NAMAZI

2008-07-31 11:27:00

CENAZE NAMAZI Cenaze namazı, vefat eden din kardeşlerimiz hakkında duâ olmak üzere bir farz-ı kifâyedir.Cenaze namazının kılınması için aranan şartlar şunlardır:Ölenin Müslüman olması. Müslüman olduğu bilinmeyen, bu hususta hâli gizli olan kimsenin Cenaze namazı kılınmaz. Ölenin Müslüman olduğuna muteber şâhid ve delil lâzımdır .Ölünün yıkanarak temiz kefene sarılmış olması.Ölünün, imam ve cemaatin önünde olması.Ölünün tamamının veya bedeninin çoğunun mevcut olması. Eğer bedeninin çoğu gitmiş veya başsız olarak yarısı varsa namazı kılınmaz, yıkanmaz. Bir beze sarılarak gömülür.Cenaze Namazının KılınışıCenaze namazı dört tekbir ve kıyâmla edâ edilir. Bu namazda secde ve rükû yoktur.İmam, ölünün göğsü hizasında durur. Cemâat da arkasında saf tutar. Cemâata ölünün erkek veya kadın olduğu duyurulur, ona göre niyet edilir. Yâni "Allâh için namaza, meyyit için duâya, er kişi (veya hâtun kişi) niyetine uydum hâzır olan imâma" diye kalben niyet edip imamın arkasından tekbir alınır. İlk tekbiri alırken eller kulak hizâsına kadar kaldırılıp göbek altında bağlanır, Sübhâneke, "ve celle senâüke" ile okunur.Bundan sonra eller kaldırılmadan ikinci bir tekbir alınır. Bu tekbirleri imam âşikâr, cemâat ise gizli alır. "Allâhümme salli ve Allâhümme bârik..." okunur. Bundan sonra üçüncü tekbir alınır ve Cenaze duâsı okunur.Cenaze duâsını bilmeyenler burada "Allâhümme innâ nesteıynüke..." yi yâni kunnut duâsını veya duâ niyeti ile Fâtiha-i şerîfeyi okurlar. Daha sonra dördüncü tekbir alınır, eller yan tarafa bırak... Devamı

CUMA NAMAZI

2008-07-31 11:25:00

CUMA NAMAZI Cuma, Müslümanlarca bir bayram günüdür. Bu mübarek günde Müslümanlar mabetlerde toplanırlar. Okunacak hutbeleri dinleyerek faydalanırlar. Hep birlikte cuma namazını kılarlar. Sonra ya başka ibadetlerle uğraşır veya ziyaretlerde bulunur yahut günlük işleri ile uğraşmaya koyulurlar.Bir hadis-i şerif de buyuruluyor : "Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün, c  uma günüdür. Adem aleyhisselam O gün Cennet'e konulmuş, O gün Cennetten çıkarılmıştır. Kıyamet de o gün kopacaktır." Bütün bu olaylar, nice hayırları ve; hikmetleri toplamaktadır. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) hicretleri zamanında Medine'ye yakın bulunan "Salim İbni Avf" yurdunda "Ranuna" denilen vadi içerisinde "Beni Salim Mescidinde" ilk cuma hutbesini okumuş ve ilk cuma namazını kıldırmıştır. Cuma namazının vakti tam öğle namazının vaktidir. Cuma namazı için minarelerde ezan okunur. Camilere gidince önce aynen öğle namazının sünneti gibi, dört rekat cumanın ilk sünneti kılınır. Ondan sonra cami içinde bir ezan daha okunur. Minberde cemaate karşı bir hutbe okunur. Bu hutbeden sonra ikamet alınarak cumanın iki rekat farzı cemaatle aşikare okuyuşla kılınır. Bir farzdan sonra yine öğlenin ilk dört rekat sünneti gibi, cumanın son dört rekat sünneti kılınır. Bundan sonra da "Zuhrü ahir" diye dört rekat namaz kılınır. Bu son öğle namazı, öğlenin dört rek'at farzı gibi kılınmakla beraber sünnetlerde olduğu gibi dört rek'atın hepsinde fatihadan sonra sûre okunması daha iyidir. Arkasından da "Vaktin sünneti" niyeti ile aynen sabah namazının sünneti gibi iki rekat namaz daha kılınır. Cuma şartlarını kendilerinde toplayan kimseler için iki rekat cuma namazı "Farz-ı ayın"dır. Cuma namazının diğer namazlardan başka olarak kendisine özg&... Devamı

YATSI NAMAZI

2008-07-31 11:24:00

YATSI NAMAZIYatsı namazı [10+3] onüç rek'attir. Önce, dört rek'at sünnet, sonra dört rek'at farz, sonra iki rek'at son sünnet, bundan sonra üç rek'at, Vitir namazı kılınır.Yatsı namazının ilk sünnetinin kılınışı1- Ayakta olarak kıbleye dönülür. Ayakların arası dört parmak açıklıkta olur.Niyet edilir. Mesela, yatsı namazının sünnetini kılacak isek “Allah rızâsı için bugünkü yatsı namazının sünnetini kılmaya niyet ettim” denir.2- “Allahü ekber” diyerek iftitâh tekbîri alınır.Erkekler tekbîr alırken; ellerin içi kıbleye karşı ve parmak araları normal açıklıkta bulunur. Başparmaklar kulak yumuşağına değdirilerek eller yukarıya kaldırılır.Kadınlar tekbîr alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmak araları normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizâsına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırırlar.3- Tekbîrden sonra eller bağlanır. Kıyamda yani ayakta iken secde edilecek yere bakılır.Erkekler sağ elin avucu, sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmağı sol elin bileğini kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.Kadınlar sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.Ayakta sırasıyla;- Sübhâneke- Eûzü Besmele- Fâtiha sûresi- Zamm-ı sûre okunur. Meselâ, innâ e'taynâ... okunur. (Zamm-ı sûre, namazda okunan sûrelere denir.)4- “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır yani bel doksan derece eğilir ve burada en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir. Rükü’da iken ayakların üzerine bakılır.Erkekler rükü’da, parmaklarını a&cce... Devamı

AKŞAM NAMAZI

2008-07-31 11:23:00

AKŞAM NAMAZIAkşam namazı beş rek'attir. Önce üç rek'at farzı, sonra iki rek'at sünneti kılınır.Akşam namazının farzının kılınışı1- Ayakta olarak kıbleye dönülür. Ayakların arası dört parmak açıklıkta olur.Niyet edilir. Mesela, akşam namazının farzını kılacak isek “Allah rızâsı için bugünkü akşam namazının farzını kılmaya niyet ettim” denir.2- “Allahü ekber” diyerek iftitâh tekbîri alınır.Erkekler tekbîr alırken; ellerin içi kıbleye karşı ve parmak araları normal açıklıkta bulunur. Başparmaklar kulak yumuşağına değdirilerek eller yukarıya kaldırılır.Kadınlar tekbîr alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmak araları normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizâsına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırırlar.3- Tekbîrden sonra eller bağlanır. Kıyamda yani ayakta iken secde edilecek yere bakılır.Erkekler sağ elin avucu, sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmağı sol elin bileğini kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.Kadınlar Sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.Ayakta sırasıyla;- Sübhâneke- Eûzü Besmele- Fâtiha sûresi- Zamm-ı sûre okunur. Meselâ, innâ e'taynâ... okunur. (Zamm-ı sûre, namazda okunan sûrelere denir.)4- “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır yani bel doksan derece eğilir ve burada en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir. Rükü’da iken ayakların üzerine bakılır.Erkekler rükü’da, parmaklarını açıp, dizlerin üstüne kor. Sırtını ve başını düz tutar. Bacaklarını ve kollarını dik tutarlar.Kadınlar rük&... Devamı

İKİNDİ NAMAZI

2008-07-31 11:21:00

İKİNDİ NAMAZIİkindi namazı sekiz rek'attir. Önce, dört rek'at sünneti, sonra dört rek'at farzı kılınır.İkindi namazının ilk sünnetinin kılınışı 1- Ayakta olarak kıbleye dönülür. Ayakların arası dört parmak açıklıkta olur.Niyet edilir. Mesela, ikindi namazının sünnetini kılacak isek “Allah rızâsı için bugünkü ikindi namazının sünnetini kılmaya niyet ettim” denir.2- “Allahü ekber” diyerek iftitâh tekbîri alınır.Erkekler tekbîr alırken; ellerin içi kıbleye karşı ve parmak araları normal açıklıkta bulunur. Başparmaklar kulak yumuşağına değdirilerek eller yukarıya kaldırılır.Kadınlar tekbîr alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmak araları normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizâsına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırırlar.3- Tekbîrden sonra eller bağlanır. Kıyamda yani ayakta iken secde edilecek yere bakılır.Erkekler sağ elin avucu, sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmağı sol elin bileğini kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.Kadınlar sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.Ayakta sırasıyla;- Sübhâneke- Eûzü Besmele- Fâtiha sûresi- Zamm-ı sûre okunur. Meselâ, innâ e'taynâ... okunur. (Zamm-ı sûre,namazda okunan sûrelere denir.)4- “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır yani bel doksan derece eğilir ve burada en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir. Rükü’da iken ayakların üzerine bakılır.Erkekler rükü’da, parmaklarını açıp, dizlerin üstüne koyar. Sırtını ve başını düz tutar. Bacaklarını ve kolla... Devamı

ÖĞLE NAMAZI

2008-07-31 11:20:00

ÖĞLE NAMAZIÖğle namazı on rek'attir. Önce, dört rek'at ilk sünneti, sonra dört rek'at farzı, farzdan sonra da iki rek’at son sünneti kılınır.Öğle namazının ilk dört rek'atlık sünneti şöyle kılınır:1- Ayakta olarak kıbleye dönülür. Ayakların arası dört parmak açıklıkta olur.Niyet edilir. “Allah rızâsı için bugünkü öğle namazının sünnetini kılmaya niyet ettim” denir.2- “Allahü ekber” diyerek iftitâh tekbîri alınır.Erkekler tekbîr alırken; ellerin içi kıbleye karşı ve parmak araları normal açıklıkta bulunur. Başparmaklar kulak yumuşağına değdirilerek eller yukarıya kaldırılır.Kadınlar tekbîr alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmak araları normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizâsına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırırlar.3- Tekbîrden sonra eller bağlanır. Kıyamda yani ayakta iken secde edilecek yere bakılır.Erkekler sağ elin avucu, sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmağı sol elin bileğini kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.Kadınlar sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.Ayakta sırasıyla;- Sübhâneke- Eûzü Besmele- Fâtiha sûresi- Zamm-ı sûre okunur. Meselâ, innâ e'taynâ... okunur. (Zamm-ı sûre, namazda okunan sûrelere denir.)4- “Allahü ekber” diyerek rükü’a varılır yani bel doksan derece eğilir ve burada en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-azîm” denilir. Rükü’da iken ayakların üzerine bakılır.Erkekler rükü’da, parmaklarını açıp, dizlerin üstüne kor. Sırtını ve başın... Devamı

SABAH NAMAZI

2008-07-31 11:19:00

SABAH NAMAZISabah namazı dört rek'attir. İki rek'at sünnet, iki rek'at farzdır."Sabah namazının sünneti" şöyle kılınır:1- Önce kıbleye karşı dönülür. Ayaklar birbirinden dört parmak kadar açık olarak paralel tutulur. Ellerin baş parmakları kulak yumuşaklarına değdirilir, avuç içleri kıble istikâmetine açılır. “Niyet ettim. Allah rızâsı için bu günün sabah namazının sünnetini kılmaya, döndüm kıbleye” diye kalbden geçirildikten sonra, “Allahü ekber” diyerek, göbek altında, sağ el sol elin üzerine bağlanır.Kadınlar tekbîr alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmak araları normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizâsına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırırlar. Sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.2- Gözleri, secde edilecek yerden ayırmaksızın:a) Sübhâneke, okunur.b) E’ûzü Besmeleden sonra Fâtiha, okunur.c) Fâtihadan sonra Besmele okunmaksızın bir zamm-ı sûre (meselâ; Elem terakeyfe..) okunur.3- Zamm-ı sûreden sonra "Allahü ekber" diyerek rükü’a eğilinir. El parmaklarını açıp dizler üzerine konur, bel düz tutulur ve gözleri ayaklardan ayırmayarak, en az üç defa "Sübhâne Rabbiyel-azîm" (5 veya 7 de olur) denir.Kadınlar rükûda, sırtını ve başını, bacaklarını, kollarını dik tutmaz. Sırtlarını biraz meyilli tutarak erkeklerden daha az eğilirler. Ellerini parmaklarını açmayarak dizleri üzerine koyarlar ve dizlerini biraz bükük bulundururlar.4- "Semi’allahü limen hamideh" diyerek doğrulunur. Doğrulurken, pantolon çekilmez ve gözler secde yerinden ayrılmaz... Devamı

Dini TerimLer

2008-07-31 11:15:00

DİNİ TERİMLER1. Abdest Nedir?Dirsekler ile beraber ellerin, yüzün, topuklarıyla beraber ayakların temiz su ile yıkanması ve başın meshedilmesidir.2- Adak Nedir?Kişinin dinen yükümlü olmadığı halde, farz veya vacip türünden bir ibadet yapacağına dair Allah’a söz vermesidir.3- Ahiret Ne Demektir?Kıyametin kopmasından sonra başlayan ve sonsuza kadar devam edecek olan cennet ve cehennem hayatıdır.4- Ahkam Nedir? Kur’an ve Sünnetin içerdiği dinî hükümlerdir.5- Ahlâk nedir?Bir kişinin iyi veya kötü olarak nitelenmesine sebep olan manevî değerleri, huyları ve bunların tesiri ile ortaya koyduğu davranışların bütünüdür.6- Allah’ın Rızası Ne Demektir? Yapılan herhangi bir işten Allah’ın hoşnut olmasıdır.7- Amin Ne Demektir? Yapılan duâ için, “Ya Rabbi Kabul buyur” demektir.8- Arafat nedir?Hacı adaylarının “vakfe” yapmak üzere arefe günü toplandıkları, Mekke’nin güneydoğusunda bulunan bir bölgedir.9- Arş Nedir? Mecazî anlamda, ilahî hükümranlık tahtı demektir.10- Ashâb Ne Demektir? Hz.Peygamber’i gören ve onunla sohbet eden müslümanlardır.11- Aşere-i Mübeşşere Nedir? Ve Kimlerdir? Dünyada iken Hz.Peygamber tarafından Cennetle müjdelenen on kişiye Aşere-i Mübeşşere denir.Bunlar: Ebû Bekir, Ömer, Osman, Ali, Talhâ, Zübeyr, Avf oğlu Abdurrahman, Sa’d, Zeyd oğlu Saîd, Ebû Ubeyde (r.a.) hazretleridir.12- Aşûre Nedir?Kameri takvimin birinci ayı olan Muharremin onuncu gününe verilen isimdir.13- Ayet Nedir? Kur’an-ı Kerim’de durak işaretleri arasındaki cümle ya da ifadelerdir.14- Berat nedir?Borçtan, suç ve cezadan kurtulmaktır. Günahlardan kurtulmaya vesile olan Şaban ayının onbeşinci gecesine... Devamı

HZ.MUHAMMEDDİN VEFATI

2008-07-31 11:12:00

HZ.MUHAMMEDDİN VEFATIVEFATINDAN bir gün önceydi. Herkes nefesini tutmuş bekliyordu. Çünkü az evvel Hz.Muhammed, "Bende bir hakkı olan varsa gelsin alsın" dediğinde, orada bulunanlardan biri; evet, benim bir alacağım var. "Bir gün kırbacınızın ucu o sıra açık olan sırtıma değmişti de, canım yanmıştı" dedi. Hz.Muhammed hiç tereddüt etmeden üstündeki kıyafeti sıyırdı, arkasını döndü ve "vur" dedi. Herkes şaşkındı. O sahabe hemen koşturdu ve elini yüzünü Hz.Muhammed'in mübarek sırtına sürdü, doyasıya öptü. Ardından da, "teninizin değdiği yerleri cehennem ateşinin yakmayacağını bildiğimden, mübarek bedeninize dokunabilmek için mahsus böyle söyledim" dedi. Hz.Muhammed bu davranışıyla, kul hakkının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. VEFATINA yakın çok sevdiği kızı Hz. Fatma'yı yanına çağırdı ve kulağına bir şeyler söyledi. Hz. Fatma'nın önce üzüldüğü sonra sevindiği görüldü. Hikmeti sorulduğunda, "babam bana yakında öleceğini söyleyince çok üzüldüm. Fakat benim yanıma ilk sen geleceksin" dediğinde ise sevindim cevabı verdi. Nitekim 6 ay sonra o da vefat etti. Peygamber Efendimiz vefat etmeden az önce eşi Hz. Ayşe'nin dizine uzandı ve mübarek başını Hz. Ayşe'nin çenesiyle göğsü arasına yasladı. Misvak istedi. Takatsiz olmasına rağmen, zaten inci tanesi gibi olan dişlerini temizledi. Rabbi'nin huzuruna tertemiz gitmek istiyordu. Son sözleri olarak; namaza dikkat edilmesini, kadın haklarının korunmasını, idare altındakilere iyi muamele edilmesini, emanetlerin yerlerine ulaştırılmasını istedi. İnsanlık sırf bu öğütlere kulak verse, daha yaşanılabilir bir dünya oluşturmak işten bile değildir. Azrail izin istedi... Bir ara kapıya vuruldu. Gelen Hz. Cebrail'di. Selam verdi. Peygamberli... Devamı

KÂBE NASIL KIBLE OLDU?

2008-07-31 10:37:00

KÂBE NASIL KIBLE OLDU?   Rasulullah s.a.v. Efendimiz, Hicret'in on altinci ya da on yedinci ayina kadar namazlarini Mescid-i Aksa'ya yönelerek kildi. Bununla birlikte, kiblenin Mescid-i Haram'a döndürülmesini gönülden arzu eder, bunun için dua ederdi. Sonra bir gün ilâhi emirle bu da gerçeklesti.  Bes yüz kisilik bir kafile… Medine'den yola çiktilar. Çogunlugu puta tapiyor, fakat Kâbe'yi ve Arafat'i kutsal biliyorlar ve kendi inançlarina göre hacca gidiyorlar. Aralarinda yetmis kadar müslüman da var. Birinci Akabe beyatinda iman etmis olan Medineliler, kavimlerinin hidayetine vesile olmak için çok gayret etmisti. Kur'an'i ögretmesi için Peygamber Efendimiz tarafindan gönderilen Mus'ab b. Umeyr, gece gündüz demeden insanlara Allah'in dinini anlatmisti. Iste simdi yetmis küsur müslüman olarak Mekke'ye, Rasulullah s.a.v.'e gidiyorlar. Yine Akabe'de O'nunla bulusacaklar. ‘Kudüs'e yönelmek istemiyorum' Kafiledeki müslümanlarin çogu Allah Rasulü s.a.v.'i henüz tanimiyor. O'nu ilk kez görecek olmanin heyecani içindeler. Müslüman Medinelilerin ileri gelenlerinden Bera b. Ma‘rur r.a. arkadaslariyla konusuyor: - Arkadaslar! Benim bir düsüncem var. Ama bana uyar misiniz, uymaz misiniz bilmiyorum. - Nedir o? diye sordular. Bera Kâbe'yi kasdederek: - Bu binayi arkamda birakmak istemiyorum, namazimi ona yönelerek kilmak istiyorum. Arkadaslari söyle karsilik verdi: - Bize, Peygamberimiz'in sadece Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya dogru namaz kildigi haber verildi. O'nun yaptiginin aksini yapmak istemeyiz. Bera b. Ma‘rur yine de: - Ben Kâbe'ye yönelerek kilacagim, dedi. Kafiledekiler yol boyunca namaza durduklarinda Mescid-i Aksa'ya yönelirken Bera b. Ma‘rur Kâbe'ye d&oum... Devamı

HENDEK SAVASI

2008-07-31 10:25:00

HENDEK SAVASIHz. Peygamber (s.a.s)'in müsriklerle yaptigi büyük ve en önemli savaslarindan birisi. Uhud savasindan iki yil sonra, Hicret'in besinci yilinin sevval ayinda (23 subat 627) Medine'nin kuzeyinde cereyan etmistir.Kureys müsrikleri Uhud savasinda basarili olmuslardi ama müslümanlarin gücünü kiramamislardi. Tam tersine müslümanlar Medine'deki birlik ve beraberliklerini saglamlastirmis, askeri bakimdan daha güçlü bir duruma gelmislerdi. Medine'de sürekli problem çikaran Yahudi Benu Nadir kabilesi sürülmüs; doguda Zatu'r-Rika, kuzeyde Dumetü'l-Cendele yapilan seferler kesin zaferle sonuçlanmis, müslümanlarin gücü ve etkinligi gün geçtikçe daha da büyümüstü. Bunun sonucu olarak Mekke müsriklerinin Misir, Suriye ve Irak yönündeki kervan yollari tamamen kapatilmisti.Müslümanlarin bölgeye hakim bir güç olmaya baslamasi Islâma katilanlarin sayisini hizla artirmis, geçen zaman, müslümanlarin sosyal hayatlarini düzenleme ve yerlestirme yolunda önemli adimlar atmasina firsat tanimisti. Islâm'in bu gözle görülür güçlenisi karsisinda müslümanlarin baslica düsmanlarindan olan yahudiler, düsmanca faaliyetlerine hiz verdiler. Özellikle Medine'den sürülen Benu Nadir kabilesi bütün çevrede Islâm aleyhinde sürekli propaganda yapiyor, Islâm'in güçlenmesini önlemek için müslümanlara kesin bir darbe vurmanin yollarini ariyordu. Bu çalismalari sonuçsuz kalmamis, yahudiler aralarinda görüs birligi saglanarak Kureys ve diger müsrik kabilelerle birlesmenin yollari aranmaya baslamisti.Yahudilerden olusan bir heyet Mekke'ye gelerek kiskirtici çalismalardan sonra Kur... Devamı

UHUD SAVASI

2008-07-31 10:21:00

                            UHUD SAVASI (H. 3/M. 625)Hicret'in üçüncü yilinda Uhud dagi civarinda müsriklerle yapilan savas.Uhud savasindan önce Kureys'in öfkesi kabarmis, kin ve intikam duygulari artmisti. Bedir'de yakinlarini kaybeden Utbe kizi Hind ".. Muhammed'le arkadaslarindan öç almadikça içim rahatlamayacak, Muhammed'le savas yapmadikça koku sürünmek bana haram olsun. Sevdiklerimin intikaminin alindigini gözümle görmedikçe bana sevinmek yok!" diyordu. Ebu Süfyan ve baskalari da buna benzer sekilde and vermislerdi. Ebu Süfyan'in yürüttügü kervanin mallari Daru'n-nedve'de topluca durmaktaydi. Müsriklerin ileri gelenleri, herkese katilma payini verdikten sonra geri kalan kâr ile güçlü bir ordu hazirlanmasina karar verdiler. Onlara göre Müslümanlar Kureys büyüklerini öldürmüslerdi, onlarin intikamini almak gerekliydi. Bedir'de yakinlari öldürtücüler karalar giyinmis vaziyette kabileler arasinda dolasiyor, sairler mersiyeler söyleyerek Araplar savasâ tesvik ediyorlardi.Putperest Kureysliler Mekke disindaki Arap kabilelerinin de katilmasiyla 3000 kisilik bir askerî kuvvet hazirladilar. Bu kuvvette 700 zirhli, 200 atli süvari, 3000 deve vardi. Aralarinda, basta Ebu Süfyan'in karisi Hind oldugu halde 14 tane de kadin vardi. Bedir'de babasini ve öteki yakinlarindan bazilarini kaybetmis olan Hind'in kalbini igrenç bir intikam duygusu bürümüstü. Amcasi Abbas (r.a) Hz. Muhammed (s.a.s)'i çok severdi. Bu sebeple bir mektup yazarak Kureys'in savas hazirliklarini yegenine bildirdi. Peygamberimiz (s.a.s) amcasindan gelen mektubu okuttu ve mektupta bildiril... Devamı

HİCRET

2008-07-31 10:12:00

                                       HICRETBir yerden baska bir yere göç etmek.Hz. Peygamber (s.a.s) ve ashabinin Islâm devletini kurmak üzere Mekke'den Medine'ye göç etmeleri.Rasûlullah Mekke'de teblig görevini sürdürürken Kureysliler de inkârlarinda diretiyorlardi. Peygamberimiz teblig görevini Mekke'nin disina tasirmak istiyordu. Bu nedenle Taif'e gitti. Tâifliler de Kureysliler gibi inkârcilikta direnmisler ve Peygamberimizi tasa tutmuslardi. Peygamberimiz onlarin bu cahilce hareketleri karsisinda yilmamistir. Özellikle hacc mevsiminde Mekke disindan gelen insanlarla görüs üyor onlara Islâm'i anlatiyordu. Peygamberimiz bir gün Akâbe mevkiinde Medineli alti ki si ile karsilasti. Onlara Ku r'ân okudu ve Islâm'a davet etti. Medineliler Peygamberimizle konustuktan sonra durumu kendi aralarinda degerlendirdiler."Yahûdilerin gelecegini bildikleri ve kendisiyle bizi korkuttuklari peygamber bu olmasin" dediler. Yahûdilerden önce müslüman olmanin geregine inanip müslüman oldular.Medine'de bulunan Yahudiler bir Peygamber'in gelecegini biliyorlardi. Medinelilerle aralan açilan Yahudiler onlara "Bir Peygamber gönderilmek üzeredir. O Peygamber gelince biz ona tabi olacagiz, Irem ve Âd kavimleri gibi sizin kökünüzü. kaziyacagiz" diyorlardi.Akabe'de Müslüman olan Medineliler memleketlerine gittiklerinde bu durumu yakinlarina aktardiktan bir yil sonra, daha önceki Müslümanlarla birlikte on iki kisilik bir topluluk Hacc için Mekke'ye geldi. Bunlar Peygamberimizle görüstü ve "hirsizlik yapmamak, zina etmemek, çocuklari öld&u... Devamı

Peygamberimizin (s.a.v.) ay mucizesi

2008-07-31 10:09:00

Peygamberimizin (s.a.v.) ay mucizesiPeygamber Efendimizin (s.a.v.) en büyük mucizelerinden biri, Sâkk-i Kamer adiyla bilinen "Ay'in ikiye ayrilmasi"'dir. ZAFER su ana kadar ele alinmaya pek cesaret edilemeyen bu mucizeyi Temmuz 1991 sayisinda incelerken, âyet ve hadislerin yanisira çesitli teknik bilgilere, astronomik haritalara ve uydu fotograflarina yer verdi. "AY MUCIZESI" basligini tasiyan yazida, mucize tahakkuk ettigi sirada Efendimizin (s.a.v.) yaninda bulunanlarin isimleri, mucizenin nasil gerçeklestigi, kimler ve hangi ülkeler tarafindan müsahede edildigi, fakat neden herkes tarafindan görülemedigi gibi hususlara temas edilmisti.***Söz konusu yazida, bazi arkeolojik kesiflerden de bahsedildi. Meselâ Hindistan'da bulunan bir heykel üzerinde "Ay'in ikiye ayrildigi sene yapilmistir" yazisinin bulunmasi (bkz. Ö.N. Bilmen, Müvezzah Ilm-i Kelâm, 3. baski, s.161) bu delillerden biriydi.1967 yilinda firlatilan Orbiter-4 uydusundan alinan 67-1805 seri numarali fotograflarda, Ay'in dünyadan görünmeyen ara yüzeyinin, uzunlugu 240, kalinligi ise 8 km olan bir yarik tarafindan kusatildigi belirtilmisti. Bu yarigin bariz bir sekilde yükselmis yan kenarlari, Ay'in ayrildiktan sonra tekrar birlesmesi sirasinda olusmus intibaini kuvvetlendiriyordu.Orbiter-4 tarafindan çekilen fotografAyni yazida ilk defa ZAFER tarafindan ortaya atilan bir delil de, Modern Astronomi ile ugrasan bütün ilim adamlarinca fevkalâde önemli bir kaynak olarak kabul edilen ve ilmi yönü tartisilmayan bircok kitapta yer alan 311 yillik Ay haritasiydi. Italyan gök bilimcisi Cassini tarafindan çizilen bu ay haritasinda, dünyamizdan görülen ay yüzeyinin tamamini kusatan tesadüflerle meydana gelemeyecek kadar muntazaman olan bir çizginin varligi, son derece net bir sekilde müsahede edilmekteydi. ZAFER, bu &cce... Devamı